reklam

Haber Kategorileri

Yeni Edebiyat & Kültür Sanat Haberleri

8.BURSA KİTAP FUARI (27 ŞUBAT-07 MART 2010) 8.BURSA KİTAP FUARI (27 ŞUBAT-07 MART 2010)

Duyuru:
BURSA 8. KİTAP FUARI YAKLAŞIYOR

Bursa Kitap Fuarı bu sene sekizinci kez 27 Şubat-7 Mart 2010 tarihleri arasında TÜYAP Bursa Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde okurlarla buluşmaya hazırlanıyor.

Kuruluşumuz Tüyap Bursa Fuarcılık Anonim Şirketi tarafından Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliği ile düzenlenen Bursa 8. Kitap Fuarı 27 Şubat-7 Mart 2010 tarihleri arasında; Tüyap Bursa Fuarcılık A.Ş., Bursa Büyükşehir Belediyesi, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası, Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Uludağ Üniversitesi desteği ile 3 - 7 Mart 2010 tarihleri arasında gerçekleştirilen Bursa Eğitim Fuarı, Bursa 6. Yurtiçi – Yurtdışı Eğitim Fuarı ve eş zamanlı düzenlenen Bursa Sağlık Hizmetleri Fuarı Tüyap Bursa Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecektir.

Yaklaşık 220 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımıyla düzenlenecek Bursa 8. Kitap Fuarı’nda söyleşi, şiir dinletisi, panel ve çocuk etkinlikleri gibi 90’a yakın etkinlik gerçekleştirilecektir.

Girişin ücretsiz olduğu fuar 27 Şubat-6 Mart 11.00-20.00, kapanış günü olan 7 Mart 2010 tarihinde ise 11.00-19.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.


Pamuk: Kendimi sürgünde görmüyorum Pamuk: Kendimi sürgünde görmüyorum

 Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk, bazen ABD'de, bazen de Türkiye'de yaşadığını, "kendisini sürgünde görmediğini" söyledi. Pamuk, İngiliz kitabevi Waterstones'un kitap ve eleştiri dergisi "Books Quarterly"de gazeteci, yazar ve yayıncı Mark Lawson'un sorularını yanıtladı.

Lawson, Pamuk ile söyleşisinin ardından kaleme aldığı makaleye, "Türkiye'nin büyük kuratörü" başlığını attı. Makalesine, "Orhan Pamuk, Türkiye'nin en büyük, ama en tartışmalı yazarı" yorumuyla başlayan Lawson, Pamuk ile röportajı telefonla yaptığını, Orhan Pamuk'un ABD'nin Massachusetts eyaletinin Boston şehrinde olduğunu öğrenince ise aklına "Pamuk'un sürgünde olup olmadığının geldiğini" yazdı.

Bu konuyu röportajında yazara soran Lawson'a, Orhan Pamuk şu yanıtı verdi: "Harvard Üniversitesinde ders vermek için ABD'de bulunuyorum. Sürgünde değilim. Ara sıra Türkiye'ye dönüyorum, kendimi sürgünde görmüyorum. Zaman zaman Türkiye'de, zaman zaman Amerikan üniversitelerinde, zaman zaman da dünyanın her yerinde yaşıyorum."

"HALA MEŞGULÜM VE HALA ÜLKEMİ SEVİYORUM"
Pamuk, Mark Lawson'un, "Bir dergiye verdiği demeç sonucu aleyhinde açılan davanın Türkiye ile ilişkilerini etkileyip etkilemediği" sorusu üzerine de, "Eğer ikametgah anlamında soruyorsanız, hayır fazla etkilemedi. Psikolojik ve duygusal anlamda da değişiklik olmadı. Hala meşgulüm ve hala ülkemi seviyorum" dedi.

Nobel edebiyat ödüllü yazarların genellikle meşguliyetlerin artmasından şikayet ettiklerinin anımsatılması üzerine de Pamuk, kendisi için bunun doğru olmadığını söyleyerek, şöyle konuştu: "Ödülümden çok fazla keyif aldım. Sadece biraz hayatımdaki meşguliyeti artırdı, o kadar. Bana yeni okuyucular da kazandırdı. Yeni kitaplarımı hevesle bekleyen yeni okuyucularım var. Neden şikayet edeyim ki? İnsanlar Nobel ödülüyle mağdur edilmiş gibi davranmak istiyorlar, bence bu doğru değil. Herkese Nobel ödülünü kazanmayı tavsiye ediyorum, çok güzel bir şey."

İngilizceye çevrilen son kitabı "Masumiyet Müzesi" konusunda ise Pamuk, kitabın tarihi bir roman olmadığını, kitapta anlatılan olayları bizzat gördüğünü, yaşadığını ve tecrübe ettiğini kaydetti.

Bu yıl Pamuk'un küratörlüğünü yaptığı İstanbul'da açılması planlanan Masumiyet Müzesi'nden de makalesinde bahseden Lawson, "Bu müzenin açılacak olması, Pamuk'un Türkiye'den sürgün edilmediğinin kanıtı gibi" ifadesini kullandı.

Makalede, "Kitaplarına ABD ve Avrupa'da, Türkiye'den daha fazla değer verildiği" konusundaki ortak kanıya katılmayan Pamuk, "kitaplarının her zaman Türkiye'de iyi karşılandığını, olumsuz düşüncelere rağmen, tek bir okuyucu bile kaybetmediğini" vurguladı.

(TVMSNBC)


Yaratıcı Yazarlık Kursu başlıyor Yaratıcı Yazarlık Kursu başlıyor

Kurs - YENİ DÖNEM 6 Ocak Çarşamba 2010

Uygulamalı bir seminer dizisi olarak tasarlanmış olan bu kursta kurmaca edebiyat yapıtlarının (öykü ve roman) nasıl üretildiği konusunda bilgiler aktarılacak; hikâyenin unsurları, kurmaca metinde zamanın kullanımı, mekânın işlevi, karakterlerin yaratılması, olay örgüsünün yapılandırılması, klasik ve modernist anlatım biçimleri, edebi türler, dramatik gerilimin oluşturulması gibi yazma tekniğine ilişkin konular yetkin örnekler* üzerine tartışılacaktır.

Tüm bu yöntemlerin yanı sıra, edebiyatın insan yaratıcılığı ile ilişkisi irdelenecek, ilhamın kaynakları araştırılacaktır. Amaç, katılımcıların kendi kurmaca metinlerini yazarken yaratıcılıklarını daha iyi ortaya koyabilmeleri için yol göstermek ve içgörü kazanmalarına yardımcı olmaktır. Atölye süresince katılımcılar yazdıkları öyküleri tartışacak, yazma tekniğini etkileşimli bir eleştiri ortamında geliştirecektir. *Derinlemesine incelenecek yapıtların yazarları: Orhan Pamuk, Oğuz Atay, Ahmet Hamdi Tanpınar, Sait Faik Abasıyanık, Haldun Taner, Leyla Erbil, Sevim Burak, Bilge Karasu, Tomris Uyar, Yusuf Atılgan ve J.L. Borges.

Atölye - YENİ DÖNEM 7 Ocak Perşembe 2010

Murat Gülsoy’un Yaratıcı Yazarlık Kursu’na katılmış olanların devam edebilecekleri bir atölye çalışması. Katılımcıların yazdıkları öykülerin ve roman kurgularının irdelendiği oturumlarda modernist ve postmodernist anlatım biçimleri tartışılacaktır. Atölyenin amacı katılımcıların Yaratıcı Yazarlık Kursu’nda temellerini öğrenmiş oldukları kurmaca tekniklerini özgürce deneyebilecekleri ve profesyonel destek alabilecekleri bir ortam yaratmaktır.

Başvuru: Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği
Tuba Taşyürek
Tel:0 212 359 58 13
E-mail: tubatasyurek[at]bumed.org.tr


Financial Times, Nobel ödüllü Orhan Pamuk’un son kitabı 'Masumiyet Müzesi'ni, dünya edebiyatının önemli klasiklerine benzetti. Financial Times, Nobel ödüllü Orhan Pamuk’un son kitabı 'Masumiyet Müzesi'ni, dünya edebiyatının önemli klasiklerine benzetti.

Financial Times, Nobel ödüllü Orhan Pamuk’un son kitabı 'Masumiyet Müzesi'ni, dünya edebiyatının önemli klasiklerine benzetti.

Financial Times gazetesi Orhan Pamuk’un son romanı Masumiyet Müzesi’nin James Joyce’nin efsanevi kitabı Ulysses’teki Dublin gibi ele aldığını belirterek, "Pamuk, romantik aşka dair Lolita, Madam Bovary ve Anna Karenina’nın oluşturduğu topluluğa yakışan bir eser yaratmıştır" ifadesini kullandı.

Financial Times’ta Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi adlı kitabını tanıtan bir değerlendirme yazısı yer aldı. 1975 yılında başlayan Masumiyet Müzesi’nin Türkiye’de kadın-erkek ilişkilerinde geleneksel davranışların çözüldüğü ancak bekaretin önemini korumaya devam ettiği belirli bir dönemi yansıttığı belirtilen değerlendirmede, "Dublin Joyce için ne idiyse İstanbul da Pamuk için odur. Roman kahramanı Kemal’in bu metropolde caddeler boyunca gezintileri, değişik merkezlerin karakterleri olarak kesin bir şekilde tanımlanmıştır: Nişantaşı’ndaki büyük aile apartman blokları, Tarabya’da deniz kıyısındaki balık restoranları, Beşiktaş’taki gece yarısı çorbacıları ve genelevler, Galata Köprüsü’nde uskumru için ağ sallayan balıkçılar ve Anadoluhisarı’nda harap Osmanlı yalıları. Her şeyden önce de Pamuk Boğaz’ın değişmeyen duygusunu ve tankerler, mavnalar ve Sovyet savaş gemilerinden oluşan sonsuz trafiğini, onların minarelerden yükselen namaz çağrılarına karışan düdüklerini sihirli bir şekilde anımsatıyor" denildi.

Dev romanların yanında

Romanın özel bir müze giriş bileti içerdiğini hatırlatan FT, Pamuk’un roman kahramanı Kemal için bir "Masumiyet Müzesi" kurma ve burada kendisi için anlamlı olan eşyaları sergileme düşüncesinden söz ederken, müzenin yeni yılla birlikte açılmasının beklendiğini bildirdi. FT’nin kitap değerlendirmesinde, "Pamuk roman kahramanı Kemal’in büyük ve trajik tutkusuyla ilgili gözleminde, romantik aşka dair Lolita, Madam Bovary ve Anna Karenina’nın oluşturduğu topluluğa yakışan bir eser yaratmıştır" övgüsü yapıldı.

Hürriyet


Tiyatro Dergisince bu yıl yedincisi gerçekleştirilen Tiyatro Dergisince bu yıl yedincisi gerçekleştirilen "Tiyatro Ödülleri" sahiplerini buldu.

Tiyatro Dergisince bu yıl yedincisi gerçekleştirilen "Tiyatro Ödülleri" sahiplerini buldu.     

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Kağıthane Sadabad Sahnesi'ndeki ödül töreninde konuşan Tiyatro Dergisi Yayın Yönetmeni Mustafa Demirkanlı, önceki gün toprağa verilen yönetmen Ali Taygun ile 19 yıl önce tanıştığını belirterek, Taygun'un bir kez bile sesini yükseltmeyen, çok çalışkan bir insan olduğunu söyledi.

Şubat 2010'da 20. yılını kutlayacak derginin daha yaygın, daha çok okura ulaşan bir dergi haline geleceğini ifade eden Demirkanlı, ocak ayının ortasında Muhsin Ertuğrul Sahnesinin açılacağını, bundan sonra ekim ayının ilk pazartesi günü ödülleri orada vereceklerini kaydetti.

Törende, Yayın Kurulu tarafından, Cumhuriyet Gazetesi'nde 20 yılı aşkın süredir inceleme yazıları yazdığı, üniversitede pek çok genç yetiştirdiği ve düzenlediği Uluslararası Tiyatro Festivalini saygın bir festivale dönüştürdüğü için tiyatro eleştirmeni, akademisyen ve yazar Prof. Dr. Dikmen Gürün'e teşekkür plaketi takdim edildi.

Sunuculuğunu Ayşe Lebriz Berkem'in yaptığı törende, "Yılın Yapımı" ödülü, Tiyatro Pera'nın "Rahat Yaşamaya Övgü (Brecht Kabare)" adlı oyununa, "Yılın Yönetmeni" ödülü ise aynı oyunun yönetmeni Nesrin Kazankaya'ya değer görüldü.

Kazankaya ödülünü, oyuncu Göksel Kortay'ın elinden aldı. "Yılın Kadın Oyuncusu" ödülüne "Victoria" adlı oyundaki performansıyla Kent Oyuncularından Defne Halman, "Yılın Erkek Oyuncusu" ödülüne "Marx'ın Dönüşü" adlı oyundaki performansıyla Genco Erkal ve "Kabare" adlı müzikaldeki performansıyla Şehir Tiyatroları oyuncusu Mert Turak layık görüldü.

Genco Erkal'ın katılamadığı törende Halman ödülünü oyuncu Selçuk Yöntem'in, Turak ise Güzin Özyağcılar'ın elinden aldı. "Yılın Yazarı" ödülünü ise "İstanbul'da Bir Dava" adlı oyunuyla Kerem Kurdoğlu kazandı.

Diğer ödüller

Törende sahiplerine ulaştırılan diğer ödüller şöyle: "Yılın Çevirmeni": İsmail Bekir Ağlagül (Sokrates'in Son Gecesi) Ahmet Levendoğlu (Nehrin Solgun Yüzü) "Yılın Sahne Tasarımcısı": Duygu Sağıroğlu (Maskeliler) "Yılın Giysi Tasarımcısı": Nihal Kaplangı (Leonce ile Lena) "Yılın Işık Tasarımcısı": Cem Yılmazer (Victoria) "Yılın Oyun Müziği": Tolga Çebi (Testosteron) "Yılın Koreografı": Selçuk Borak (Kabare)

CNN Türk


Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri, 30 Aralık 2009 Çarşamba günü Çankaya Köşkü’nde düzenlenecek törenle sahiplerine verilecek. Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri, 30 Aralık 2009 Çarşamba günü Çankaya Köşkü’nde düzenlenecek törenle sahiplerine verilecek.

Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri, 30 Aralık 2009 Çarşamba günü Çankaya Köşkü’nde düzenlenecek törenle sahiplerine verilecek.     

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün 2009 yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödüllerinin verilmesini uygun gördüğü Geleneksel Sanatlar dalında Uğur Derman, Sinema dalında Nuri Bilge Ceylan ve Kültür-Sanat Kurumu olarak, Sakıp Sabancı Müzesi temsilcileri törende yerlerini alacak.

Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri, Türk kültür ve sanat yaşamına önemli katkılarda bulunan, ülkemiz kültür ve sanatının yücelmesine çalışan Türk vatandaşı ve yabancı uyruklu kişiler ile kurumlara Devlet adına onurlandırmak ve özendirmek amacıyla, 20 Ocak 1995 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan “Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü Yönetmeliği” uyarınca veriliyor.

CNN Türk


Ünlü yazar Dan Brown İstanbul'da Ünlü yazar Dan Brown İstanbul'da

Da Vinci Şifresi isimli romanın yazarı Dan Brown, ''Hristiyan tarihini değiştirip değiştirmediğimi bilmiyorum, ama sanıyorum ki Hristiyanları İncil, kutsal yazıların doğruluğu ve tarihi konusunda tartışmaya teşvik ettim'' dedi.

Türkiye'de ''Kayıp Sembol'' adıyla yayımlanan yeni kitabının tanıtımı için İstanbul'da bulunan yazar Brown, Swissotel The Bosphorus'ta düzenlenen sohbet toplantısında basın mensuplarıyla bir araya geldi.

Brown, yazdığı kitapların sinemaya uyarlanmasının karmaşık ve çok zor olduğunu belirterek, ''Ancak 'Melekler ve Şeytanlar', 'Da Vinci Şifresi'ne göre sinemaya daha uygun bir kitap. Bu nedenle filmin eğlenceli olduğunu düşünüyorum'' diye konuştu.

Brown, yeni kitabı ''Kayıp Sembol''ün filminin yapılacağı, filmde yönetmen Ron Howard ile aktör Tom Hanks'in yer alacağı bilgisini verdi. ''Tom Hanks ile Ron Howard'ın söylediklerine göre, 'Kayıp Sembol' en sinematik olan kitabım. Dolayısıyla çok iyi bir film olacağını söylüyorlar. Ben de sonucu sabırsızlıkla bekliyorum'' diyen Brown, bir gazetecinin ''Tom Hanks, iki filmde Robert Langdon'u oynadı. Artık yazarken gözlerinizin önüne onu mu getiriyorsunuz?'' şeklindeki sorusuna şu yanıtı verdi:

''Cevabım hayır. Çünkü ben zamanımın yüzde 99.9'unu kitap yazarak geçiriyorum, yüzde 1'ini film setlerinde geçiriyorum. Yani daha çok zamanımı kendi kafamın içindeki Langdon ile geçiriyorum. Robert Langdon, 10 yıl önce oluşturduğum bir karakter. Ben onunla yazıyorum.''
Türkiye'deki yayıncısı ''Altın Kitaplar''ın 50. yıl galasında pek çok okuruyla tanışma fırsatı bulduğunu belirten Brown, ''Keşke kitapçılarda da okurlarımla tanışma fırsatım olsaydı, ama Türkiye çok büyük bir ülke, dünya çok büyük bir dünya. Bütün okurlarıma teşekkür ediyorum'' dedi.

HEYECANLI KİTAPLAR YAPMANIN PÜF NOKTASI

Kitaplarını yazmadan önce uzun bir araştırma dönemi geçirdiğini, çok okuyup çok seyahat ettiğini, yazı yazma sürecinde 2-3 kez o yerlere gittiğini anlatan Brown, ''Kayıp Sembol'ü yazmadan önce Washington'a gittim. Her türlü ayrıntıya dikkat ettim. Kayıp Sembol'ün hazırlanması altı yıl sürdü. Kitabı okuduğunuzda anlayacaksınız. İnsanın tanrıyla ilişkisini, bilimin, dinin geleceği konularını görünce neden bu kadar uzun sürdüğünü anlayacaksınız. Kitabın giriş sayfasını okuduğunuzda, burada gerçek bir ritüel var. Hepsi birebir doğru'' dedi.
''Heyecanlı kitaplar yapmanın püf noktası, yazdıklarınız değil, yazmadıklarınız, çıkarıp attıklarınızdır. Yazdığım her bir sayfaya karşılık 10 sayfayı beğenmiyorum ve atıyorum'' diye konuşan Brown, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Yazarlarla, müzisyenlerin ve aktörlerin şöyle bir farkı vardır: Müzisyenler ve aktörler, sizin için sanatlarını icra ediyorlar. Yazarlar ise kendi başına masasında oturup çalışıyorlar. Bizler ünlü değiliz, ünlü olan bizim eserlerimiz. Dolayısıyla ben de hiçbir zaman kendimi bir ünlü olarak görmedim. CIA'da çalışmadım, bunu da yeni duyuyorum. Belki bir gün çalışmak isterim. Beni tanıyanlar, Robert Langdon'un benim çok daha ileri bir versiyonum olduğunu söylerler. Onda da bende olduğu gibi sembollere, şifrelere ve tarihe olan bir merak var. Benim çok daha akıllı bir versiyonum olduğunu söyleyebilirim.''

''KAYIP SEMBOL, YAZILMASI EN ZOR KİTABIMDI''

Bir gazetecinin ''Hangi eserinizi daha çok seviyorsunuz?'' sorusu üzerine Brown, ''Bu soru, anne babalara 'Hangi çocuğunu daha çok seviyorsun?' diye sormaya benziyor. Çok zor bir soru. Son kitabım, aslında yazılması en zor olan kitabımdı. Çok fazla araştırma yapmam gerekti. Kitapta anlatılan yepyeni bir bilim dalı söz konusu. Sözü geçen bütün deneyler, her şey doğru aslında. Geçmiş tarihle ilgili çok çarpıcı bilgiler var. Bunları benim de anlayıp sindirmem için epey bir zaman gerekti'' dedi.

Matematikçi ve yazar babasının şifrelere çok düşkün olduğunu anlatan Brown, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Amerika'da Noel günü ağacın dibinden herkes hediyelerini alır. Biz ağacın altına giderdik bir şifre bulurduk, şifreye bakardık, 'Buzdolabına git' diyor; buzdolabına giderdik, içinden bir başka şifre çıkardı; 'Yatak odasına git'. Yatak odasına giderdik, zaman içinde evi dört döndükten sonra hediyelerimizi bulurduk.''

Dan Brown, yazarların her zaman kitaplarının başarılı olacağı umudunu taşıdıklarını, ama ''Da Vinci Şifresi''nin elde edeceği başarıyı hiç kimsenin daha önce hayal etmediğini, bunun için gurur duyduğunu ifade etti.

''AĞCA'DAN MEKTUP ALMADIM. SANIYORUM BU BİR MASAL''

Bir gazetecinin ''Yazdığınız kitaplar yüzünden Vakitan sizi kara listeye almıştı. Bununla ilgili ne düşünüyor sunuz?'' sorusu üzerine Brown, ''Hiç şaşırmadım. Bu çok fazla düşündüğüm bir şey değil. Bence bu tür tartışmalar iyidir. Neye inanıyoruz, neden inanıyoruz, bunları tartışmaya açar'' dedi.

''Yakında tahliye olacak Mehmet Ali Ağca'dan, Vakitan'ın şifresiyle ilgili bir mektup aldınız mı?'' sorusuna Brown, ''Çok fazla mail geliyor bana. Bunu daha önce duymamıştım. Sanıyorum bu bir masal. Kim olursa olsun, ben kimseden fikir almıyorum. Yeterince fikrim var. İster başkan olsun isterse başka birisi olsun. Ben kimseyle konuşup kitaplarım için fikir almıyorum. Çok fazla kişi bana fikirler yolluyor maillerle, ama ben bunları görmüyorum. Direkt olarak yayıncıma veriyorum. Ben kendim bakmıyorum'' yanıtını verdi.

''Vatikan'ın kitaplarınıza olan tepkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?'' sorusuna şu yanıtı verdi:
''Hiç şaşırmadım bu tepkilere. Tartışma açmak her zaman iyidir. Şunu da unutmamak gerekir; Tarih her zaman kazananlar tarafından yazılmaktadır. Bence kilisenin tek bir düşmanı var. Bu düşman ben değilim, kayıtsızlık, insanların dine olan, kiliseye olan ilgilerini kaybetmeleri. Bu kitaplar da ister beğenilsin ister beğenilmesin kilise konusunu, din konusunu yeniden gündeme getiriyor ve insanların o konulara ilgisini çekiyor.''

''TÜRKİYE'YE İLGİMİ ANLAMAK İÇİN İSTANBUL'UN SİLUETİNE BAKMAK YETERLİ''

Dan Brown, Kayıp Sembol'de ziyaret etmediği tek yerin kitabında yer verdiği Türk hapishanesi olduğunu belirtti.

Türkiye'nin ilgi duyduğu bir ülke olduğunu ve bir gün Türkiye hakkında yazmayı da düşündüğünü anlatan Brown, kitabındaki hapishanenin, kitaptaki karakteri için iyi bir değişim mekanı olduğunu söyledi.

''Türkiye'ye bir ilginiz var mı?'' sorusuna Brown, şu yanıtı verdi:
''Türkiye'ye ilgimi anlamak için İstanbul'un siluetine bakmak yeterli. Bu bölgede son derece zengin ve karmaşık bir tarih söz konusu. Ben de her zaman bu çatışmalara, dine, eski sırlara ilgi duyan bir insanım. Burada da bunlardan bol bol bulunduğunu hissediyorum.''
''Kayıp Sembol''den sonraki kitabını henüz geliştirme aşamasında olduğunu anlatan Brown, tam olarak konunun nerede olduğunu bilmediğini, ancak içinde Robert Langdon'un yer alacağını belirtti.

''Doğu tarihi hakkında yazmaya ilgi duyuyor musunuz?'' şeklindeki soru üzerine Brown, şunları söyledi:
''Çok ilgi duyuyorum ve şunu da görüyorum; Zamanda ne kadar geriye giderseniz, doğu fikirlerinin, doğu düşüncelerinin o kadar evrensel olduğunu görüyorsunuz. O yüzden ben de şu anda doğu felsefesini öğrenmeye çalışıyorum ki bir gün hakkında yazabileyim.''
İnsan zihninin temelde soru sormak için yaratıldığını ve evrim geçirmedikçe bu sorulan soruların daha da karmaşıklaştığını dile getiren Brown, ''İnsanların, mağara adamıyken sorduğu soru 'Bir dahaki yemeğimi nereden bulacağım?' şeklindeydi. Ama artık çok geliştik. Gündemde olan sorular 'Ben nereden geliyorum, nereye gidiyorum, öldükten sonra ne olacağım?' gibi sorular. Günümüzde bilim ile dinler bu sorunun cevabını arıyorlar. Yani insan zihni bunlarla meşgul'' diye konuştu.

''HAZRETİ İSA ÇARMIHA GERİLMEMİŞTİR DEMEDİM, BUNUN BİR OLASILIK OLDUĞUNU SÖYLEDİM''

Robert Langdon gibi her zaman doğruyu aradığını ifade eden Dan Brown, gizli tarikatlara duyduğu merakla ilgili ''Hepimiz bilmediğimiz şeylere ilgi duyarız. Bu da özünde bütün dinlerin aradığı şeydir'' dedi.

Bir gazeteyle yaptığı röportajda Hazreti İsa'nın çarmıha gerilip gerilmediği konusunun gündeme geldiğini anlatan Brown, ''Bu konuda pek çok iddia olduğunu, bunu Da Vinci Şifresi kitabıma koymadığımı söyledim. 'Hazreti İsa çarmıha gerilmemiştir' demedim. Bunun bir olasılık olduğunu söyledim. Kitabım için araştırma yaparken de pek çok kaynakta bunun böyle olabileceğini gördüm. Da Vinci Şifresi ile ilgili bir şey değildi, o yüzden kitaba eklemedim'' diye konuştu.

Zamanının büyük bir bölümünde, kurgu olmayan araştırma kitapları okuduğunu belirten Brown, en çok Shakespeare, John Steinbeck ve Robert Ludlum'un eserlerini sevdiğini dile getirdi. Brown, çok yakın bir zamanda tanıştığı Türk yazarları da okumak istediğini ifade etti.
''Sizce Hristiyanlığın tarihini değiştirdiniz mi?'' sorusuna Brown, ''Hristiyan tarihini değiştirip değiştirmediğimi bilmiyorum, ama sanıyorum ki Hristiyanları İncil, kutsal yazıların doğruluğu ve tarihi konusunda tartışmaya teşvik ettim'' yanıtını verdi.

Birkaç gün daha İstanbul'da bulunacağını, bazı mekanlarda araştırmalar yapacağını ifade eden Brown, Türk sanatı ve mimarisiyle çok ilgilendiğini söyledi.

Brown da gazetecilere hitaben, ''Eğer siz Türkiye hakkında gizli tarih konusunda bir kitap yazıyor olsaydınız, bu kitaba kesinlikle dahil edeceğiniz tek konu ne olurdu?'' sorusunu sordu.
Gazeteciler de Brown'a, Ayasofya ve Topkapı yanıtını verdi. Brown, Topkapı Sarayı ile ilgili, ''Hepimiz hükümdarların nasıl yaşadığına çok ilgi duyuyoruz. İlginç bir konu gerçekten'' dedi.
Dan Brown, basın toplantısının ardından yeni kitabı ''Kayıp Sembol''ü gazeteciler için imzaladı.

Dergibi.com


Kayıp Sembol Piyasada... Kayıp Sembol Piyasada...

Dan Brown' ın merakla beklenen kitabı "Kayıp Sembol" nihayet Türkçe olarak satışa çıktı. Kitabın etiket fiyatı 30 TL. Ancak firmalar kendi iskontolarını uyguluyorlar. Diğer satış fiyatları şu şekilde:

D&R: 24 TL 
Idefix: 23.61 TL
Kitapyurdu: 25.24 TL

Arka Kapak

Dan Brown; Da Vinci Şifresi, Melekler ve Şeytanlar'dan sonra Kayıp Sembol'de insanlığın yüzyıllardır beklediği bir gerçeğin peşinde... Harvard Simgebilim Profesörü Robert Langdon, Kongre Binasında konferans vermesi için yakın bir arkadaşından davet alır. Ancak, Washington'a varır varmaz oldukça garip bir durumla karşı karşıya kalan profesör, kendini korkunç bir oyunun ortasında bulur. Kongre Binas'na bırakılmış olan bir sembolün -yakın arkadaşı Peter Solomon'ın kesik eli- varlığını haber veren bir telefon, Langdon'ı hiç de yabancısı olmadığı bir dünyaya davet etmektedir. Antikçağlarda kullanılan bu sembolik çağrı, daveti alan kişiyi ezoterik bilgeliğin hüküm sürdüğü, çok eskilerde kalmış kayıp bir dünyaya sürükleyecektir. Sonu belli olmayan bu mistik daveti arkadaşını kurtarmak için kabul eden Langdon, bir anda masonik sırların, saklı kalmış tarihin ve o güne dek görmediği yerlerin gizli dünyasında inanılmaz bir gerçekle yüzleşmek zorunda kalır. Artık cevaplanmas? gereken sorular vardır: İnsanlığın Altın Çağı, açılmaması gereken bir kapının aralığından sırlarıyla birlikte yok mu olacak, yoksa hikmetin ışığında tüm soruların cevapları mı bulunacaktır?...


Sabancı Müzesi’nde Sabancı Müzesi’nde "Kitap Günleri"

İlköğretim ve lise öğrencilerine yönelik etkinlikte yazarlar kitaplarını anlatacak ve tartışacak.

Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), bu yıl ilk kez düzenlediği “Kitap Günleri” kapsamında Yazar Mine Soysal’ı ağırlıyor.

16 Aralık Çarşamba günü saat 13:00’te the Seed’de gerçekleştirilecek etkinlikte, Soysal “İstanbul Masalı” adlı kitabından yola çıkarak ulusal kültür, zaman ve mekan, tarih, kent yaşamı, kültürel iletişim, mitoloji ve İstanbul temalarına değinecek. SSM’de devam eden “Osmanlı Döneminde Venedik ve İstanbul; Nam-ı diğer Aşk” sergisinin içeriğiyle paralellik gösteren söyleşide; dünya kenti İstanbul’un tarih öncesinden günümüze 300 bin yıllık masalı anlatılacak.

İlköğretim ikinci kademe ve lise öğrencilerine yönelik etkinlikte, “İstanbul Masalı” katılımcılara hediye edilecek. Suluboya illüstrasyonlarla süslenmiş kitapta, Marmara Bölgesi’nin jeolojik oluşum sürecinden bölgeye gelen ilk insanlara, Bizans ve Osmanlı’nın güçlü başkentinden günümüzün yorgun megapolü İstanbul’a uzanan benzersiz bir yerleşim öyküsü ele alınıyor.

SSM Eğitim Bölümü tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen ve belirli aralıklarla yılda 3-4 kez yinelenmesi planlanan “Kitap Günleri”nde, müzenin çevresindeki okullarda okuyan öğrencilerin yazarlarla buluşması hedefleniyor.


İstanbul'da Edebiyat Mevsimi İstanbul'da Edebiyat Mevsimi

50'yi aşkın yazarın katılacağı 1. Edebiyat Festivali 7-13 Aralık'ta Sultanahmet Kızlarağası Medresesinde.

İstanbul'da düzenlenen edebiyat festivallerine biri daha eklendi: 'Edebiyat Mevsimi-1. İstanbul Edebiyat Festivali'. 7-13 Aralık günleri arasında gerçekleştirilecek festival boyunca sergi, atölye çalışmaları, açık oturumlar, okur-yazar buluşmaları, şiir akşamı, deneme, şiir ve hikâye dalında yarışmaların yanı sıra İstanbul'u konu edinen konser, sinema-tiyatro gösterimleri de düzenlenecek.

'Edebiyat Mevsimi-1. İstanbul Edebiyat Festivali'. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi işbirliğiyle 7-13 Aralık tarihlerinde düzenlenecek festival dün bir basın toplantısıyla tanıtıldı. 50'yi aşkın yazarın katılacağı festivalin koordinatörlüğünü Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şube Başkanı A. Ali Ural üstleniyor.

Festival boyunca sergi, atölye çalışmaları, paneller, açık oturumlar, okur-yazar buluşmaları, şiir akşamı, deneme, şiir ve hikâye dalında yarışmalar gibi edebiyat etkinliklerinin yanı sıra İstanbul'u konu edinen konser, sinema-tiyatro gösterimleri de düzenlenecek.

Edebiyat festivalinin mekânı Mimar Sinan'ın eseri olan Sultanahmet Kızlarağası Medresesi İstanbul Kültür Merkezi. Festivalde yoğun bir program var.

7 Aralık pazartesi günü sabah 09.00'da başlayacak etkinlikte resmi konuşmaların ardından tiyatrocu Kenan Işık, Şeyh Galip'ten Necip Fazıl Kısakürek'e, Yahya Kemal'den Ahmet Hamdi Tanpınar'a usta şairlerin eserlerini okuyacak.

Festivalin ilk gününde üç sergi açılacak; Yorulmayan Savaşçı: Kemal Tahir, Edebiyatımızın Büyük Ağası: Tarık Buğra, Düşüncenin Gökkuşağı: Cemil Meriç. Her üç yazarın özel eşyaları, notları ve fotoğrafları sergilenecek.

Festivalin en ilgi görecek etkinliklerinden biri ise şiir, deneme, hikâye ve roman atölyeleri olacak. Aynı gün 'Şiir Şehir İstanbul' başlıklı atölyede Ali Ural, Ömer Erdem, Haydar Ergülen, Adnan Özer, Osman Konuk, Roni Margulies gibi şairler, ustalıklarının püf noktalarını paylaşacak. Çevirmen Ahmet Aydoğan da 'Kültürler Arası Bir Köprü Olarak Çeviri' başlıklı bir konuşma yapacak. Akşamda Munib ve Merve Utandı, Musiki Şehir İstanbul başlıklı bir konser düzenleyecek.

8 Aralık'ta, Roman Mekân İstanbul atölyesinde Sevinç Çokum, Sadık Yalsızuçanlar, Durali Yılmaz, M. Niyazi Özdemir okurlarıyla roman sanatı üzerine konuşacak. 'Mürekkebi Kurumadan' başlıklı etkinlikte Murat Menteş konuşacak. Şiir akşamında ise Ahmet Oktay, Enver Ercan, Celal Fedai, Nilay Özer, Arif Ay, Ayşe Sevim şiirlerini okuyacak.

Deneme belki de ilk kez müstakil olarak bir festivalde yer alıyor. 9 Aralık'taki atölyede, Türk edebiyatının deneme ustaları Ahmet Turan Alkan, Beşir Ayvazoğlu, Ali Çolak, Mıgırdiç Margosyan, İbrahim Demirci, Osman Bayraktar, Celia Kesrlake İstanbullu denemelerini edebiyatseverlerle paylaşacak. Aynı gün okur yazar buluşmaları da olacak; etkinliğe Yıldız Ramazanoğlu, Ali Haydar Haksal, Ümit Aktaş, İhsan Kabil katılacak. Akşam ise Film Mekân İstanbul'da Necip Sarıcı ve İhsan Kabil "Türk sinemasında İstanbul" adlı bir etkinlik düzenleyecek.

10 Aralık'ta İnsan Hikâye İstanbul'da usta öykücüler Ayfer Tunç, Cihan Aktaş, Mario Levi, Aslı Erdoğan, Hüseyin Su okurla buluşacak. Mürekkebi Kurumadan'da bu kez Ö. Faruk Dönmez konuşacak. Aynı gün Dünden Bugüne Tiyatroda İstanbul'da ise usta oyun yazarı ve şair Turgay Nar'ın Şeyh Galip adlı oyunu sunulacak. Turgay Nar ile Melisa Gürpınar, tiyatro üzerine konuşacak.

11 Aralık'ta, 2010'a girerken edebiyatın durumu konuşulacak. Programa Selim İleri, Rasim Özdenören, Hilmi Yavuz, Roberta Micallef, Elif Şafak, D. Mehmet Doğan katılacak. Edebiyat Mevsimi kapsamında bu yıl şiir, hikâye, roman ve deneme dallarında ödüller verilecek. Ödüllerle aynı günün gecesinde sahiplerini bulacak.

12 Aralıkta ise okurlar ve yazarlar Boğazda Edebiyat Rüzgârı'nda buluşacak ve vapurda edebiyat konuşulacak. Etkinliğin son gününde Kitap Dostlarının Babıâli Buluşması yapılacak. Medresede nadir kitaplar müzayedesi gerçekleştirilecek.